Arsivler Sağlık Kategori:
Posted on Eyl 15, 2009 Der Sağlık |

Bazen öldürücü bile olabilen gripten korunmanın tek yolu, aşı olmak. Uzmanlar grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yaptırılması gerektiğini söylüyor.
Yaz mevsiminin son günlerini yaşadığımızı şu dönemde, hava sıcaklıklarının değişmeye başlamasıyla birlikte artık grip de kapımızı çalmak üzere. Akut bir solunum sistemi hastalığı olan gribin bazı durumlarda ölümlere yol açtığını belirten uzmanlar, mutlaka önlem alınmasını istiyor. Bu hastalıktan uzun süreli korunmak için de mutlaka aşı olmak gerektiğini belirtiyor, üzmanlar aşının yararlı olabilmesi için salgın başlamadan önce yapılması gerektiğini söylüyor. Aşılama için en uygun zamanın eylül – ekim ayları olduğunu belirten uzman doktorlar, “Aşı bir yıl boyunca gripten korur. Ancak gribe neden olan virüsler değiştiği için her yıl aşı yaptırmak gerekir. Özellikle risk grubundaki kişiler ile sağlık çalışanları ve risk grubu bakıcıları mutlaka aşılanmalıdır” diyorlar, uzmanlar Yumurtaya karşı alerjisi olanların aşı yapılmayacağını da uyarıyorlar.
Aşılamanın gribe bağlı ölümleri azalttığını anlatan uzmanlar, “Grip aşısı bunun yanında işe ve okula devam sürelerindeki kayıpları ve ilaç harcamalarını da azaltıyor. Son yıllarda grip aşısı yaptıranlarda hızlı bir artış var. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon grip aşısı tüketiliyor. Ancak hala risk grubunda yer alan ve aşı olması gereken 15 milyon kişi var.”
Devam et… »
Posted on Eyl 12, 2009 Der Sağlık |
Bir ilaç firması tarafından 43-58 yaşları arasındaki 1007 kadınla yapılan “Türk Kadınları ve Menopoz Araştırması”, kadınların menopozun nedenini bilmediğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre kadınların yüzde 51’i menopoz ile ilgili bilgileri doktorlarından, yüzde 29’u televizyondan, yüzde 27.8’i ise arkadaş ve tanıdıklarından alıyor. Kadınların yüzde 38’i aldıkları bilgiyi yeterli bulurken, yüzde 62’si bilgilerinin yetersiz olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 79’unun “hormon destek tedavisini” bilmiyor.
Schering Alman İlaç firması tarafından Türk kadınlarının menopoza bakışı ve menopoz tedavi yöntemlerine yaklaşımlarını anlamak amacıyla 19 ilde 1007 kadın üzerinde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları açıklandı
MENOPOZA GİRME YAŞI 45.8
Türkiye’de 43-58 yaş arası kadınların yüzde 72’sinin menopozda olduğunu gösteren araştırmaya göre, ortalama menopoza girme yaşı 45.8.
Menopoza daha erken yaşta girenler (43-47) daha çok İç Anadolu, Ege bölgesi ve kentsel kesimden kadınlardan oluşuyor. 48-52 yaş arası menopoza giren kadınlar ise Akdeniz, Karadeniz Bölgesi ve kırsal kesimden.
Araştırma sonuçlarına göre kadınların büyük çoğunluğu menopozu doğru tanımlarken, yüzde 13’ü ise menopoz döneminde olmalarına rağmen tanımını tam olarak bilmiyor.
YÜZDE 61.8’İ NEDENİNİ BİLMİYOR
Menopozun nedeni sorulduğunda kadınların yüzde 61.8’i “bilmiyorum” yanıtını verirken, diğerleri ise sırasıyla yüzde 9.4’ü “yaşlılık”, yüzde 8.1’i “üremenin sona ermesi”, yüzde 7.4’ü “adet bitimi”, yüzde 3.7’si “stres”, yüzde 3.3’ü “doğal bir olay”, yüzde 2.4’ü de “hormonal dengesinin bozulması” olarak yanıtladı.
Araştırmaya göre, stres, uykusuzluk, gerginlik, kolay sinirlenme, kemik ağrıları ve kemik erimesi gibi menopoz sıkıntılarının en az Marmara, en çok ise Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandığı görüldü.
Araştırma sonuçlarına göre menopoz dönemindeki Türk kadınlarının yüzde 61’i ortalama yılda 1.3 kez düzenli kontrol amacıyla jinekologa gidiyor. Jinekologa gitme sıklığı 43-47 yaş grubu kadınlarda daha yüksek.
Devam et… »
Posted on Eyl 12, 2009 Der Sağlık |

Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik olması anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.
Bebek sahibi olmak için bir kadının en uygun olduğu yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.Bu dönemin başlangıcında kadının kendi vücudu gelişimini tamamlamıştır ve bir bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.
Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müraacat etmelisiniz.
Devam et… »
Posted on Eyl 11, 2009 Der Sağlık |

D vitamini hem vücuttaki kalsiyum ve fosfor metabolizması hem de kemiklerin gelişiminde önemli rol oynayan bir hormon ön maddesidir. Vücuttaki D vitaminin temel kaynağı güneş ışınlarının etkisiyle bağlı deride yapılan D vitamini sentezidir ve bu nedenle çocuk ve erişkinlerdeki D vitamini düzeyleri mevsimlere bağlı büyük değişkenlik göstermektedir. D vitamininin temel görevi çocuklarda büyüyen kemik dokusu (erişkinlerde ise yeniden kemik yapımı için) için gerekli kalsiyum ve fosfor düzeyini sağlamaktır. Vitamin D bağırsaklarda kalsiyum ve fosforun emilimini arttırarak bu görevini yapmaktadır.
Erişkinlerde D vitamini yetersizliği sorunu
D vitamini daha çok çocuklarda sık görülen raşitizm sorunu ile gündeme gelmekle birlikte son yıllarda erişkinlerde D vitamini yetersizliği ve bunun kemik sağlığı üzerine etkileriyle ilgili tartışmalar artmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde genel dahiliye yataklarında yatan 290 hastanın %57’sinde D vitamini yetersizliği saptanmış ve hastaların %22’sindeki yetersizliğin şiddetli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde Hollanda’da çoğu kadın 142 erişkinin %79’unda D vitamini düzeyleri düşük bulunmuştur. Değişik ülkelerdeki bu sonuçlar yetersiz D vitamini alımı, iç ortamlarda geçen yaşam süresinin fazlalığı ve güneş ışınlarından yararlanmama, hava kirliliğinin ultraviyole ışınlarının insanlara ulaşmasını engellemesi ve dini inançlara bağlı örtünme gibi çeşitli faktörlerin etkisiyle erişkinlerdeki D vitamini yetersizliğinin yaygın bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.
D vitamini düzeylerindeki düşüklük yalnızca basit bir biyokimyasal bozukluk olmayıp; beraberinde kemik yapım-yıkım hızında artma, osteoporosiz (kemik erimesi=kemik dokusunun azalması) ve hafif osteomalazi (kemik yumuşaması=kemik dokusuna kalsiyum ve fosforun yeterince çökmemesi) ve kalça veya diğer kemiklerdeki kırık ihtimalinde artma gibi fizyolojik, klinik ve patolojik bulgulara yol açmaktadır. Yaşam süresinin uzaması ile birlikte kemik erimesine bağlı kırıkların artması kemik erimesinin önlenmesi konusunda değişik seçenekleri gündeme getirmektedir. Yakın zamanda yayınlanan bir çalışmada günde 500 mg kalsiyum ve 700 IU D vitamini desteğiyle 3 yıllık dönemde, bulgu veren omurga kemikleri dışındaki kemik kırık oranında % 50 azalma olduğunun bildirilmesi, D vitamininin çocukların kemik sağlığı yanında erişkinlerin kemik sağlığındaki rolünü yeniden gündeme getirmiştir.
Devam et… »
Posted on Eyl 09, 2009 Der Sağlık |

ABD de yapılan bir araştırmaya göre, parmak arası terlikler uzun yürüyüşlerde ayaklar için sağlıklı değil. Araştırmacı Justin Shroyer, parmak arası terliklerin plaj gibi, yürüyüş mesafesi kısa olan yerlerde giyilmesini öneriyor. Parmak arası terlikler yazın olmazsa olmazlarından. Ancak New York Times ın haberine göre, son araştırmalar, bu terliklerin ayaklar ve bacaklar için çok zahmetli olduğunu söylüyor.
Alabamadaki Auburn Üniversitesili araştırmacıların, parmak arası terlikler üzerinde biomekanik çalışmalar yapmasının ardından, özellikle ince kösele şeritli terliklerin ayak, bilekler ve bacaklarda ağrılara sebebiyet verdiği bulundu.
Biomekanik alanında doktora öğrencisi Justin Shroyer parmak arası terliklerin ayaktan kalçaya ve kuyruk sokumuna kadar ağrı ve rahatsızlık verebileceğini bulduklarını açıkladı.
Araştırma için, 39 üniversite öğrencisinden parmak arası terlik ya da spor ayakkabısı giymeleri ve bir platform üzerinde yürümeleri istendi. Kamera yardımıyla ayak bileklerinin yere olan açısı ölçüldü ve ayak baş parmağının bileğe olan açısı sebebiyle ağrıları arttırdığı sonucuna ulaşıldı.
Shroyer, kendisinin de parmak arası terlik giydiğini, araştırmanın sonuçlarının, parmak arası giyilmemesi gerektiği anlamına gelmediğini belirtti. Ancak, parmak arası terliklerin kısa süreli ve plajda giyilmesinin ayak sağlığı için daha iyi olacağını söyledi.
Posted on Eyl 09, 2009 Der Sağlık |

Yabanmersini suyu şeker hastası farelerde hastalığın ilerlemesini durduruyor.
Bazı yörelerde çayüzümü olarak da bilinen yabanmersinin, şişmanlık ve şeker hastalığına iyi gelebileceği açıklandı.
Montreal Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinden Pierre Haddad, bir süreden beri üzerinde çalıştığı bilimsel araştırması ile ilgili yaptığı açıklamada, yabanmersini suyunun şeker hastası farelerde hastalığın ilerlemesini durdurduğunu söyledi.
Yabanmersini suyunu, aynı meyvenin yapraklarından elde ettiği bir bakteri ile transformasyona tabii tuttuğunu anlatan Profesör Pierre Haddad, bu sayede son derece gelişmiş ve etkili bir antioksidan bulduğunu belirtti.
Elde ettiği antioksidanı, ileri derece şeker ve şişmanlık hastası olan fareler üzerinde denediğini ifade eden Haddad, farelerdeki kritik değerlerde seyreden kan şekeri seviyesinin normale döndüğünü ve ayrıca şişmanlığın ilerlemesinin de yavaşladığını kaydetti.
Profesör Haddad, yabanmersini suyunun kan şekeri seviyesi ve şişmanlığı önlemesinin bilimsel değerlerini belirleyebilmek için biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu ve bu aşamanın tamamlanmasının ardından denemenin insanlar üzerinde yapılacağını sözlerine ekledi.
Posted on Eyl 02, 2009 Der Sağlık |
Menopoz Sonrası Kanama
Son kanamanızdan 1 yıl veya çok daha sonra ortaya çıkan vajinal kanamadır. Menopozdan sonra ani bir kanamanız olursa, bunun birçok izahı bulunabilir. Vajinada bir enfeksiyon meydana gelmiş olabilir veya vajinanızın duvarları daha ince ve hassas bir hale geldiği için cinsel ilişkiden ya da vajinal temizlikten sonra biraz kanama olabilir. ilaç olarak alınan östrojen de kanamaya sebep olabilir. Endometrium kanseri de bir kanama nedeni olabilir. Hemen doktorunuzu görün.

Teşhis
Doktorunuz alt karın muayenesi yapacaktır. Öncelikle kanın nereden geldiğini tespit etmeye çalışacaktır. Çünkü, kanama üreme yolu üzerinde, rahimde veya onun alt kısmında, rahim ağzı ya da vajinada olabilir. Hatta idrar yolları veya rektumdan da gelebilir. Eğer kanamanın vajinadan geldiği belli olursa, doktorunuz muhtemel sebebi anlayabilmek için rahim ağzı biyopsisi isteyecektir. Ayrıca kanamanın sadece vajinadan geldiğine emin olmak için kürtaj da yapacaktır. Her ikisi de küçük operasyonlardır. biyopsi için rahim ağzından küçük bir parça alınır. Kürtajda ise rahimin iç duvarı kazınır. Doktorunuz kan ve idrar testleri de isteyebilir. Bazen, yoğun araştırmalardan sonra bile doktor, bir defalık adet sonrası kanamasına hiçbir açıklama bulamaz. Kanama bir daha hiç olmazsa endişelenmek için sebep yoktur. Ama tekrarlarsa sonunda sebebi bulunana kadar, tekrar muayene ve testleri yaptırmanız gerekecektir.
Kanama altında yatan sebebe bağlı olarak, çok önemsiz veya çok ciddi, ya da ikisinin arasında herhangi bir şey olabilir.
Devam et… »